Navigasyonun Tarihçesi

Birincil sekmeler

Son Değişiklik : 26.10.2016
Bu sayfaya katkıda bulunanlar : cpt.zeybek

Tarih Öncesi

Navigasyon ilk insanla başlamıştır denilebilir. Zira bir maddeyi görmek ve ona doğru gitmek de bir çeşit Navigasyondur. Çünkü görerek ve yön tayin ederek bir hedefe doğru gidiyorsunuz demektir ve basitçe Navigasyon yapmış oluyorsunuz manasına da gelir. Diğer bir deyimle görünen maddelerden yararlanarak yön tayin etmek veya bu maddelere nazaran nerede bulunduğumuzu kestirmek ve hareket noktasına tekrar dönmek, navigasyonun temelini teşkil eder. Buna ‘’Kara Navigasyonu’’ (Land Navigation) denir.

Dolayısıyla yüzen cisimlerin seyir istikametlerini tayin etmekle ‘’Deniz Navigasyonu’’ (Marine Navigation) ve daha sonra insanların uçmaya başlaması ile ‘’Hava Navigasyonu’’ (Air Navigation) ve çağımızda da Dünya sınırlarını aşmak suretiyle Uzay Navigasyonu (Space Navigation) doğmuştur.

Navigasyon kısa bir deyimle, bir noktadan diğer bir noktaya hareket eden bir geminin yönünü tayin edebilmesi olup, bunu emniyetle yapmakta bir sanattır. 6000 yıldan daha uzun bir süre önce doğan bu sanat, yakın senelerde büyük gelişmeler göstermiş, haritanın kullanılması ve çeşitli teknik aletlerle geminin mevkisinin bulunması ile bir ilim haline gelmiştir.

İlk Denizciler

İlk deniz seferlerinin navigasyonel kıymeti hemen hemen yok sayılır. Zira, Nuh’un gemisinde karayı bulmak için bir güvercin veya kumru kullanılmasından başka bir navigasyon bilgisine rastlanmamaktadır.

Eski denizci milletlerden Norveçli’ler ve Polenezyalı’lar kullandıkları methodlar hakkında birbirlerine ters rivayetlerden başka bir şey bırakmamışlardır. Fakat, bunların yaptıkları büyük seferlerde bilgilerinin oldukça ileri olduğu, çeşitli kaynaklardan anlaşılmaktadır. Yada bunların navigasyonal duyuşlarının ileri bir sanat halinde olduğunu kabul etmek gerekir. Tıpkı bazı hayvanlarda (kuşlar, balıklar vb.) olduğu gibi bu navigasyonal duyuş çok ileridir.

Bilinen kaydedilmiş  seyahatlerden ilki, Pytheas tarafından yazılmış (Yunan Astronom ve Navigatörü), Massalia’nı seyahatidir. M.Ö. 350-300 yılları arasında yapılan bu seyirde Akdeniz limanlarından İngiltere sahilleri, Norveç fiyordları, Batı Almanya nehirleri ve Baltık Denizine gidildiği anlaşılmaktadır. Pytheas’ın veya o zamanın diğer seyahatları, pusulasız, sextantsız, kronometresiz ve bugünün elektronik bilgilerinden yoksun yapılmıştır. Oysa onların bir seyir aletleri hiç olmazsa basit bir pusulaları olması gerekirdi. Bununla birlikte sahile sokularak ve sadece sakin havalarda ve gündüz seyir yapmış olmaları akla uygun gelmekte. Sahilden uzaklaştıklarında ise burundan buruna seyir yapıp ve hiçbir alet kullanmadan güneş, yıldız ve rüzgardan yararlanmış olmaları kuvvet ve ihtimaldir. Muhakkakki, sahilden uzak bir noktada nerede olduklarını kestirebiliyor ve kalktıkları yere tekrar dönebilmeyi becerebiliyorlardı. Bunda en büyük etken ise daha önceki dönemlerden gelen bilgi ve becerilerin birbirlerine aktarımıyla oluşuyordu. Zaman içerisinde Yunan ve Fenike’liler navigasyon ve yıldızların hareketlerini yeteri derecede öğrenmeye başladılar. Bugünkü astronomi seyrinin bazı kısımlarının pratik bilgilerini edinmeye başladılar. Sirocco diye bilinen Akdeniz sıcak rüzgarlarının çölden geldiğini, Mistral rüzgarlarının ise kuzeyden geldiğini keşfettiler. Daha eski zamanlardan bilinen kum saatleri veya zaman ölçü aletleri de vardı ve mesafeyi de belirli zaman aralığında çekilen kürek sayısıyla da hesaplayabiliyorlardı.{{-}}

Keşifler Dönemi

Pytheas devrini takiben navigasyon sanatı yavaş yavaş ilerleyerek 16.yy ilk yarısında önemli ilerlemeler kaydetti. Pytheas’dan 1800 yıl sonra İspanyol bayrağı altında seyreden Christopher Colombus Amerika’yı keşfetti (1492) ve Portekizli Magellan Atlantik Okyanusunu, yukarı güney enlemlerde katederek inandıklarının doğru olduğunu gösteren seferini gerçekleştirdi. Magellan bu seyahati için, haritacı Ruy Fleiro’dan onun haritalarını, Seyir Klavuzunu (Sailing Directions), Denizsel Cetvellerini (Nautical Tables), Astrolobunu (yıldızların yüksekliğini ölçen ilkel sextant) ve tüm bunları kullanabilmek için gerekli bilgilerin de hepsini aldı. Magellan 1519 yılında seyre başladığında tüm bunlarla birlikte yanında, rota çizmek için parşömen deriler, bir yer küresi, tahta veya metal teodoliteler (düşey veya yatay açıları ölçen alet), tahta/bronz quadrantlar (sextant’ların ataları), pusula, kum saati ve kıçtan atılan parakete vardı.

Martin Behaim’in Yer Küresi veya haritası, 1513 yılında Piri Reis Haritası, 1515 yılında Nurenberg’in Johann Schoner tarafından yapılmış Yer Küresi ve aynı yılda Leonardo da Vinci’nin Dünya Haritası hep kabataslak birer haritaydılar. O dönemlerde seyirden sorumlu kişiler bu kabataslak dünya haritalarını, güneşi ve volta seyir cetvellerini kullanarak, pusula ile dümen tutup, parakete ile mesafe bularak, belli istikametlerde seyir yapıyor, ancak hangi enlemde olduklarını bilmelerine karşın boylamlarını bilemiyorlardı. Çünkü boylam bulmak için kati bir yöntem henüz bulamamışlardı.

Magellan’ın kullandığı, zaman ölçen aletlerin boylam için kullanılmadıkları kesin olarak biliniyordu. Ancak 200 yıl sonra, kronometre kullanılmaya başlandıktan sonra seyir sorumlusu ilk defa boylam bulmaya muvaffak olmuş ve böylece denizde kati mevkiini (fix position) bulma imkanı elde etmiştir.

Kaptan Cook

İngiltere Kraliyet Bahriyesinden James Cook’un 1768-1779 yılları arasında yaptığı üç keşif seyahati, modern navigasyonun başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Kaptan Cook’un heyetini İngiliz İlim Teşkilatı destekliyordu ve o, en modern navigasyon aletleri, en ileri teknik ve en son bilgilerle denizde araştırma yapma işini üzerine alan ilk kaptandı.

Kaptan Cook, ilk seyahatinde bir hassas saat ve bir de Kraliyet Astronomundan alınan bir saat ile donatılmıştı. Bunlarla uzun ve sıkıcı hesaplar yaparak Ay’dan mesafe methodları ile Longitude (Long.) bulabiliyordu.

İkinci seyahatinde bunlara ilaveten denizcilerin istifadesine ilk kez sunulan 4 adet kronometre ile donatıldı. Böylece Cook, Pytheas ve Magellan’ın hayalinden bile geçmeyen bir katiyet ve açıklıkla gemisini seyrettirmek imkanını bulmuş oldu.{{-}}

Kaptan Cook’un çalışmalarıyla Astronomlar navigasyonun gelişmesinde büyük ilerlemeler kaydettiler. Güneş Sistemi Merkezil Teorisinin kabulüyle ilk resmi deniz almanağının basılmasına yol açılmış oldu. Elverişli harita projeksiyonları ile haritalar gelişti. Doğal Sapma (Variation)  daha iyi anlaşıldı ve pusula daha faydalı kılındı. Takiben Navigasyon Okulları kuruldu. Fazla matematikten kurtarılmış ve ancak lüzumlu esasları ihtiva eden navigasyon kitapları basıldı. Kullanılan paraketelerle daha doğru ve uygun değerler alınıp sürat ve mesafe tespit edilebildi. Bütün bunların en mühimi ise bugünün kronometresinin yapılmış olmasıdır.

Bu bağlamda Kaptan James Cook’un varlığı benim için çok önemlidir.

{{-}}

20. yy Navigasyonu

Temmuz 1952’de S/S United States gemisi tarafından yapılan seyahat, Kaptan Cook’dan 175 yıl sonra navigasyondaki ilerlemeyi örneklerle süsleyerek daha da açıklık kazandırdı. Çünkü bu, en modern aletlerle donatılmış ve tamamen navigasyonla ilgili bir transatlantik seferiydi. Navigasyon ilmi ile seyir gerçekleştirilmişti. Her seyir zabitinin bir sextantı vardı. Kaptan Cook’dan çok daha kesin ve doğru rasatlar yapabiliyorlar ve yüzyılların tecrübesi ile yapılmış elverişli, güvenilir kronometreleri ile rasat zamanını doğru olarak tespit edebiliyorlardı. Gyro pusula, Variation ve Deviation’sız Hakiki (Coğrafi) kuzeyi gösteriyordu. Kullanılan modern deniz almanağı, gök cisimlerinin koordinatlarını istenilen hassasiyetle gösteriyordu. Marcq St. Hilaire methodu ile ‘’Altitude and Azimuth’’ cetvellerinden mevki hatlarını bulmak kolaylıkla mümkün oluyordu.

En doğru haritalar, sahil seyri ve limanlar için Klavuz Kitapları (Pilots-Sailings Directions), sahillerdeki seyir yardımcıları ve fenerlerin özelliklerini gösteren Fener Risaleleri (List of Lights), Klavuz haritaları (Piloting Charts) ve ilgili maksatlar için çeşitli kaynaklardan istifade edebiliyorlardı.

Elektronikler artık seyir zabitine en büyük yardımcı konumunda yerlerini almaya başlamıştı. Radyo İşaretleri Kitabı (Radio Signals) ve hava raporları, kronometre kontrolü ile kötü havadan sakınmak mümkündü. Radyo İstikamet Bulucu (Radio Direction Finder) ile kerteriz almak ve telsiz telefonla deniz ve kara ile irtibat kurma imkanı vardı. Elektrik iskandili ile deniz derinliği, Radar ile siste bile mesafe ve kerteriz (bearing) alınabiliyordu. Loran kullanarak yüzlerce mil uzaktaki istasyonlardan kesin mevki konulabiliyordu. Bugün ise uzaya atılan uyduların sayesinde GPS sinyalleri kullanılarak Elektronik Navigasyon / Uzay Navigasyonu (Space Navigation) doğmuş bulunmaktadır.


Yeni yorum ekle