Girit

Birincil sekmeler

Bu sayfaya yukarıdaki "Düzenle" butonunu kullanarak katkıda bulunabilirsiniz.

Tam ekrana büyütmek için tıklayınız.

 

Büyük : Ege'nin en büyük adası olduğu bilinir de, ancak gezmeye başlayınca gerçek ölçek farkediliyor. Adanın bir ucundan bir ucuna 135 mil. Yüzölçümü Oniki Adaların üç katını aşıyor. Bu yüzden seyahat planlarken diğer adalarda olduğu gibi tek bir duraktan tüm adayı gezmek mümkün değil. Mutlaka değişik limanlarda demirleyip adanın içlerine doğru turlar yapmak gerekiyor. 

Yeşil: Öyle 3-5 makiden bahsetmiyoruz. Çam ormanları, zeytinlikler, bağlar, meyve bahçeleri... Adada 30 milyon zeytin ağacı olduğu söyleniyor. Bu yeşillik adada batı-doğu doğrultusunda uzanmış 2000 metrenin üzerinde üç dağın depolayabildiği su sayesinde oluyor. Hatta limanlarda tekne depolarını dodurduğumuz sular ve marketlerde satılan içme sularının kalitesi bile diğer adalarda alıştığımızın çok üzerinde. 

Dağlık: Ada doğu-batı doğrultunda üç adet yüsek dağdan oluşuyor. Vadiler, kanyonlar, aşıtlar, zirveler... Bir adada olduğunuzu çok rahat unutabiliyorsunuz. Zaman zaman Toros'ların sarp yamaçlarını andıran bölgelerden geçiyorsunuz, zaman zaman Karadeniz'in her yerden su kaynaklarının patladığı yaylaları andırıyor. Adanın hakkını vermek için sahil şeridini gezmek kesinlikle yeterli değil.

İyi çalışan bir toplu taşıma sistemi var, ama daha esnek bir program için araç kiralamak gerekiyor. Tek bir limandan adanın her tarafına ulaşmak teorik olarak mümkün olsa da hergün yapılacak ekstra yol çok yorucu olacaktır. O yüzden birden çok merkezden araç kiralamak gerekecek. (Ya da tekne güvenilen bir marinada bırakılıp, karada konaklamalı olarak gezilebilir.)

Araç kiralandığında hergün için bir-iki turistik nokta hedeflenir. Bu hedeflere ulaşmak için navigasyon cihazlarının ilk tercih olarak önerdiği rotalar değil de, biraz daha sapa yollara sapıldığında çok daha keyifli, manzaralı ve otantik bölgelerden geçilebiliyor. Yüksek geçitleri aşan yollarda kartalları sizle aynı seviyede uçarken görmek işten bile değil. Adadaki yolların çoğu asfalt ve iyi durumda. Bazı geçişler ise hala toprak. Kiralık binek arabalarla bu yollara girilmesi önerilmiyor. 

Arkeoloji: Türkiye'den gelen birini arkeoloji konusunda şaşırtmak zordur... Sanıyorsunuz, değil mi? Tarih derslerinde pek okutulmayan Minoa medeniyeti ile tanışmaya hazırlanın. Hititlerden bile eski zamanlarda yaptıkları eserler hayal edebileceğinizin çok ötesinde.
Fakat bir sorun var. Adayı dolaşmaya başladığınızda her yerde "xxx arkeolojik kazı alanı" tabelasıyla karşılaşıyorsunuz. Her şehir ve hatta kasabada bir arkeoloji müzesi var. Belki meraklısı ve uzmanı hepsini görmek isteyebilir ama çoğumuza bir noktadan sonra hepsi aynı gözükmeye başlıyor. Hem de her birine verilen 3-5'er Euro bir süre sonra seyahatin toplam bütçesini etkiliyor.
Görülmesi elzem iki kazı alanı var. Knossos Sarayı ve Phaistos Sarayı. İlki Heraklion'a çok yakın. İkincisi yine Orta Girit'de, Güney tarafında.
Tabi kazı alanlarında bulunan eserlerin neredeyse tamamı şehir merkezlerindeki müzelerde sergileniyor. Kazı alanlarında sadece çok büyük birkaç parça bırakmışlar. Müzelerden en büyüğü Heraklion'da. Sadece Knossos değil, tüm Girit'deki kazılardan en iyi parçalar burada sergileniyor. 
Bu üç mekan senelik arkeoloji ihtiyacınızı kesmedi ise onlarca kazı alanı ve müze sizi bekliyor.

Girit'e Seyir

Haritaya bakıldığında Karpatos adası tek günlük seyirleri kısaltmak için uygun bir ara istasyon olarak gözüküyor. Ancak rüzgarlar adası olarak bilinen Karpatos üzerinden gelinecekse mevsim çok dikkatli seçilmeli ve meteoroloji çok iyi kollanmalı. Meltem, bu bölgede çoğunlukla dönerek batıdan doğuya doğru esiyor. Üstelik iyice kuvvetlenerek. Daha da illginci, Karpatos'un batısının rüzgar gölgesinde kalmasını beklerken, daha da vahşi bir rüzgarla karşılaşabiliyorsunuz. 

Hava durumu iyi denk geldiğinde Karpatos üzerinden çok rahat geçenler de oluyor, günlerce Karpaos'da mahsur kalanlar da...

Başka bir seçenek ise daha kuzeyde iken Batı'ya yönelmek. Bordum Didim civarından gelenler Astipalia ve ya Anafi'yi durak olarak kullanabilirler. İyice kuzeyden gelenler Milos'a kadar kayabilirler. Tabi bütün bu geçişler nispeter uzun bir seyir gerektirecek. Çıkış saati Girit'e gece varılmayacak şekilde ayarlanmalı.

İyi denk gelirse, Siklatllar'dan Girit'in batı yakasına inmek mümkün olabiliyor. İlk günkü (ve muhtemelen geceki) seyir biraz uzasa da, bu sonraki seyirler için bir rahatlık. Zira Girit'in kuzey kıyısında rüzgar genelde Batı'dan esiyor. 

 

PLANLAMA

Tekne bırakma: Girit seyahatiniz sırasında teknenizi birkaç günden uzun bırakacaksanız fazla seçeneğiniz yok. Rethimno veya yer bulabilirseniz Agios Nikolaos marina nispeten güvenli hizmet veriyor. Hanya veya Heraklion'un iç limanlarında da yer bulabilirseniz bırakılabilir. Ama artan turizm ile bu alanlar hep gezi tekneleri tarafından doldurulmuş durumda.

Sert havalar: Girit'de gözünüz sürekli meteoroloji tahminlerinde olmalı. Neredeyse bütün limanların bir zayıf yönü var. Mesafeler de az olmadığından birkaç gün önceden planlama yapmak gerekebiliyor. Sert kuzeyli havalarda Hanya'nın alternatifi Souda. Heraklion limanında dayak yemek yerine karşısındaki Dia adasına sığınılabilir. Doğuda Agios Nikolaos marinada yer bulunamıyorsa, Spinalonga Koyu çok iyi bir seçenek.

Issız koylar: Girit, diğer Ege seyirleri kadar doğayla başbaşa kalmanıza izin vermiyor. Korunaklı ve ıssız koy, adanın boyutuna göre nispeten az. Olanlar da sadece geceleri ıssız. Hepsine en yakındaki şehirden onlarca gezi teknesi geliyor. Yine de arada şehir ve liman kalabalığından nefes almanıza izin verecek sayıda var. En batıdaki Gramvousa Adası, ortada Dia Adası ve doğuda Spinalonga alargada kalınabilecek koylar.


Bu sayfaya katkıda bulunanlar

Cem Eğrikavuk

Yeni yorum ekle